6 Eylül 2007 Perşembe

Yaşamdan Zevk Almanın Küçük İpuçları



YAŞAMDAN ZEVK ALMANIN KÜÇÜK İPUÇLARI...


Adettendir; psikolog deyince akla hep sorunlar gelir. Oysa bu sorunların çözümlerini bulmak için uğraşırız daha ziyade. Kendilerinden sihir beklendiğini bilen, lakin sihirli değneği olmayan insanlardır psikologlar.

Eski yılın bu son yazısında sorunlardan söz etmek istemedim. Yaşamın ve insanın güzelliklerini, hoşluklarını paylaşalım istedim. Gündelik yaşamın ritminde, yaşam gailesi içerisinde kaybettiğimiz renkleri, sesleri, küçük güzellikleri birazcık hatırlatmak gerek diye düşündüm.

Geçenlerde, uzun süredir "nevroz"la boğuşan ve sonunda onunla baş eden bir danışanım, "İstanbul'da ne çok martı varmış!" dedi "ve güneş ne güzel batıyormuş!" Evet, İstanbul'da çok martı vardır ve güneş çok güzel batar. Güneş Ankara'da, Mardin'de, Antalya'da da güzel batar.

Her yerin kendine has kuşları, ağaçları, renkleri vardır. Bir an durup onlara bir bakın. Otobüste yorgun argın eve dönerken, trafiğin ne kadar sıkışık olduğunu düşünmeyin; onu zaten biliyor, dahası yaşıyorsunuz. O sırada çöpten atlayan bir kediyi, pırıl pırıl yanan ışıkları ya da şapkası uçmasın diye uğraşan birini izleyin.

Arka tarafta vara yoğa gülüp, kıkırdayan gençlerin, incir çekirdeğini doldurmayan konuşmalarını dinleyin kızmadan. Başlarında esen kavak yellerine gülümseyin. O gün biraz daha yavaş yürüyün evinizin yolunu. Yağmur yağıyorsa kapatın şemsiyenizi. Islanın! Makyajınız aksın ya da saçınızın jölesi... Ne olur ki?! Akan burnunuzu mantonuzun koluna silin ve ıslık çalın. Çalamadıysanız aklınızdan geçen şarkıyı "üflüüük, üflüüük..." diye söyleyin.

Şaka yapın kendinize! Evde aynadan size bakan suratsıza(!) nanik yapın, dil çıkarın; sonra da yanağından bir makas alın ve şöyle deyin: "Hadi, neşelen biraz yahu, sıkıntıları yarın konuşuruz. Söz, yarın sana yardım edeceğim. Hatta istersen borç bile veririm!"

O akşam dizinizi kaçırın mesela! Onun yerine biriyle sohbet edin, çocuklarınızla, eşinizle, arkadaşlarınızla veya apartmandaki yaşlı teyze ya da amcayla. Uzaklardaki bir akrabaya/ arkadaşa mektup yazın.

Ama kâğıtlı kalemli mektup olsun, e- posta değil! Hani şu, "önce mahsus selam ederim..." neviinden bir mektup. Terliklerinizi ters giyin ve çocuklarınıza "nasıldı bakalım bugün okul? Ödevler bitti mi?" sorularını sormayın.

Ama onlarla saklambaç oynayabilirsiniz, hatta evin içinde su savaşı bile yapabilirsiniz! Yemek yaparken mırıldandığınız şarkıya, komik sözler uydurup, daha yüksek sesle söyleyin.

Bu örnekleri çoğaltabilirim elbette, ama sanırım herkes ne demek istediğimi anladı. Değiştirebileceğiniz bir ya da birkaç şeyi, kısa süreliğine de olsa değiştirmekten söz ediyorum. "Yapamam, edememler"le sıkıştırılmış yaşamınıza bir an soluk aldırmanızdan... Yapabileceğiniz küçücük bir değişiklik, belki de sizi çok şaşırtacak ve şöyle dedirtecek: "Vay be, ben de eğlenceli biri olabiliyormuşum!" Çünkü aslında hepimizin içinde böyle bir yan vardır.

Büyük hedeflere koşullandırıldığımız bir çağda yaşıyoruz. Durumumuz ne olursa olsun, hep en yükseğe sıçramamız gerektiği gibi bir inanca kaptırmış gidiyoruz. Bunu tartışmayacağım; sadece bu büyük hedef ve koşuşturmacaların arasında, gözden kaçan minik şeyleri görmenizi öneriyorum.

Bunları görmek sorunlarınızı çözmeyecek belki, ama onlarla uğraşabilmeniz için size güç kazandıracak. Ağır bir valizi taşırken, bir an onu yere bırakıp dinlenmek gibi. Çünkü her kim olursanız olun, buna hakkınız ve gücünüz vardır. 12-13 yaşlarında bir kız, dolmuştan inerken yanımıza yaklaşıp para istedi.
Tam o sırada arkamdan inmekte olan genç kız, koltukta bulduğu allık kutusunun bana ait olup olmadığını sordu.

Bana ait olmadığını söyledim. Bizim küçük dilenci kız, yüzünde bir gülücükle "bana ver abla" diye allığı istedi ve sonra sekerek uzaklaştı.
Hayatın hepimize sunduğu sürprizler ve bizim ondan beklentilerimiz farklı elbette. Ama hayatın sürprizlerini görmek için bile kendi gözlerimize ihtiyacımız olduğunu unutmayın.


Kişisel Gelişim Eğitimleriyle
İlgili Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayın



Yaşam Adlı Koşu

YAŞAM ADLI KOŞU

Her sabah bir ceylan uyanır Afrika’da. Kafasında tek bir düşünce vardır. En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmak zorundadır. Yoksa aslana yem olacaktır.
Her sabah bir aslan uyanır Afrika’da. Aklında tek bir düşünce vardır. En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek. Yoksa açlıktan ölecektir.
İster aslan olun, ister ceylan olun, hiç önemi yok. Yeter ki, güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini de, bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini de bilin.
Yaşam adlı koşuyu ne güzel anlatmış bir Afrika atasözü.
“ Bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.”
Çünkü eğer aslansanız ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, artık bilmelisiniz ki, en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır.
O halde, düne göre hızınızı artırmak gerekmektedir.
Yok, eğer ceylansanız ve henüz aslana yem olmamışsanız, hızınızı düne göre mutlaka artırmalısınız.
Çünkü sıra size gelmiş demektir. Yani, hayat koşusunda devam edebilmenin tek koşulu var.
Dünden daha hızlı olabilmek.
Bakın bakalım şimdi kendinize….
Ondan, bundan, şundan değil!
Dünden hızlı mısınız?......
Benim söyleyeceğim ise şudur….

Dağ ne kadar yüce olursa olsun, unutmayalım ki,
Yol daima onun üzerinden geçer..



Kişisel Gelişim Eğitimleriyle İlgili
Ayrıntılı Bilgi İçin
0232 422 59 54
E-mail:
sayginnlp@gmail.com



Hayatın 45 Kuralı

HAYATIN 45 KURALI

1)İnsanlara beklediklerinden fazlasını verin ve bunu isteyerek yapmaya çalışın.
2)En sevdiğiniz şiiri ezberleyin.
3)Her duyduğunuza inanmayın.Dilediğiniz kadar harcayın ve uyuyun.
4)Seni seviyorum’ dediğinizde buna önce siz inanmalısınız.
5)Özür dilediğiniz insanın gözünün içine bakın.
6)Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kalın.
7)İlk bakışta aşka inanın.
8)Birinin hayallerine asla gülmeyin.
9)İhtirasla sevin.Yara alabilirsiniz ama bu hayatı doyasıya yaşamanın tek yoludur.
10)Uzlaşmazlıklarda adil savaşın.
11)İnsanları akrabalarına göre yargılamayın.
12)Yavaş konuşun,hızlı düşünün.
13)Biri yanıtlamak istemediğiniz bir soru sorduğunda gülün ve ‘niye bunu öğrenmek istiyorsun ‘diye sorun.
14)Büyük aşkların ve büyük işlerin riskli olduğunu unutmayın
15)Annenize telefon edin.
16)Biri hapşırdığında ‘çok yaşa’ demeyi unutmayın.
17)Kaybettiğiniz zamanlar ders almasını bilin.
18)Üç ‘S’ yi unutmayın:kendine saygı,başkalarına saygı ve her haraketinizin sorumluluğu.
19)Önemli bir dostluğun küçük bir kavgayla yara almasına izin vermeyin.
20)Hata yaptığınızı anladığınızda derhal önlemini alın.
21)Ahizeyi kaldırdığınızda daima gülümseyin.
22)Sohbet etmeyi sevdiğiniz biriyle evlenin.
23)Zaman zaman yalnız başına kalın.
24)Değişikliğe açık olun ama değerlerinizi yitirmeyin.
25)Sessizliğin bazen en iyi cevap olduğunu hatırlayın..
26)Daha fazla kitap okuyup,daha az televizyon seyredin.
27)İyi,onurlu bir yaşam sürün.Yaşlandığınızda geriye baktığınızda,ikinci kez mutluluk duyacaksınız.
28)Tanrıya güvenin ama arabanızın kapısını kilitleyin.
29)Evinizde sevgi dolu bir atmosfer olsun.
30)Yakınlarınızla münakaşa ettiğinizde geçmiş olayları es geçin.
31)Satır aralarını okuyun.
32)Bilginizi paylaşın.Bu ölümsüzlüğü yakalamanın yoludur.
33)Yeryüzüne iyi davranın.
34)Dua edin.İyi gelir.
35)Size iltifat edildiğinde lafı kesmeyin.
36)Kendi işinize bakın.
37)Öpüşürken gözlerini kapatmayan insanlara güvenmeyin.
38)Yılda bir kez hiç gitmediğiniz bir yere gidin.
39)Çok paranız olursa eğer başkalarını da mutlu edin.
40)Unutmayın bazen istediğinizi elde etmek şans olabilir.
41)Kuralları öğrenin ama arada sırada onları çiğneyin
42)Sevginin çıkara üstün olduğu ilişki en güzelidir.
43)Başarınızı onu elde etmek için feda ettiğiniz şeylere göre ölçün.
44)Karakterinizin kaderiniz olduğunu asla unutmayın.
45)Sevgiye,bir de yemek yapmaya kendinizi koşulsuz verin.



Kişisel Gelişim Eğitimleriyle İlgili
Ayrıntılı Bilgi İçin
0232 422 59 54
E-mail:
sayginnlp@gmail.com



 
eXTReMe Tracker